TOPKAPI SARAYI

Topkapı Sarayı dünyanın en etkileyici mekânlarından biridir. Bugün ziyaret ettiğimiz bu saray bir saraydan çok, küçük bir şehirdir adeta. Fatih Sultan Mehmet tarafından 1478 yılında yaptırılan saray, Saray Burnu’nun her iki cephesinden görülecek şekilde yapılandırılmıştır. Haliç, Karaköy, Üsküdar ve Marmara Denizi’nden bakınca son derece ihtişamlı görünmektedir.

Fatih Sultan Mehmed’den itibaren otuzbirinci padişah Sultan Abdülmecid’e kadar yaklaşık dört yüz yıl süreyle imparatorluğun idare, eğitim ve sanat merkezi olarak kullanılmış, aynı zamanda padişahın evi olmuştur. 19.yüzyılın ortalarında hanedanın Dolmabahçe Sarayı’na taşınması ile terkedilmiş olmasına rağmen önemini her zaman korumuştur. Neredeyse 2 000 yıllık anıtsal yapıların çevresinde yer aldığı Sultanahmet Meydanı’ndan Ayasofya’yı geçip, Topkapı Sarayı’na yaklaşıldığında, karşımıza çıkan ilk yapılar saray surları ve surlar önündeki III. Ahmet Çeşmesi’dir.

III. Ahmed Çeşmesi

Çeşmeyi geride bırakarak sarayın ana giriş kapısı olan Saltanat Kapısı’na doğru yürüyerek içeri giriş sağlanmaktadır. Topkapı Sarayı, kara tarafında Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılan Sultan Surları, deniz tarafında ise Bizans surlarıyla kentten ayrılmıştır. Çok sayıda kara ve deniz kapıları ile sarayın içinde, değişik işlevleri olan kapıları bulunmaktadır. Birçoğu kapanmış olan bu kapıların dışında, anıtsal giriş kapısı olan Bab-ı Hümayun için genel kanı, Topkapı’daki bu yapının sadece Saray olarak inşa edilmediği, aynı zamanda bir Kale olarakta yapıldığıdır.

Saltanat Kapısı

Saltanat kapısından girince Sarayın tek halka açık bölümü olan, halka açık törenlerin yapıldığı, Alay Meydanı olarak da bilinen Birinci Avlu ’ya girilir. Avluya girildiğinde sol tarafta karşılaşılan ilk bina eski karakol binası, sonrasında Aya İrini Kilisesi ve Darphane binası geliyor. Ağaçlıklı yolda saraya doğru yüründüğünde, ileride sağda, önce bilet gişelerine sonra da Cellat Çeşmesi’ne ulaşılıyor. İdam cezasının olmadığı ülkemizde, Osmanlı Döneminde idamlar adam asmak, kelle kesmek ve adam boğmak biçiminde infaz edilirmiş. Kutsal kabul edilen hanedana ait olanların kanlarının yere akmaması için boğma yöntemi kullanılırken, sadrazam ve vezirlerle önemli kişilerin infazı Cellat Çeşmesi’nde kılıçla boynu vurularak, halktan olanlarla adi suçluların infazı ise Sultanahmet Meydanı’nda asılarak yapılırmış.

Enderun Avlusu

Saraydaki bir diğer avluda Enderun avlusudur. Bu avlu Sultanların saraydaki varlığını temsil eder. Kapıdan girildiğinde karşımıza önce Arz Odası çıkar. Enderun Avlusu herkesin giremeyeceği bir alan olduğundan, avlunun iç tarafının görünmesi istenmemiştir. Divan Üyeleri, Divan toplantılarında alınan kararları uygulayabilmek için padişaha Arz Odasında arz ederlermiş. Üçüncü Avlu olarak da bilinen Enderun’da padişahın özel mekânları dışında III. Ahmed Kütüphanesi, çeşme, Enderun teşkilatının koğuşları, cami ve hamam gibi yapılar bulunmaktadır. Arz Odasının karşısında Kiler Koğuşu, sağ tarafında Hazine Koğuşu ve sol tarafında da Hırka-i Saadet gibi kutsal emanetlerin saklandığı Hasoda yer almaktadır. Hasoda’nın tam karşısına düşen sağ tarafta, Marmara Denizi’ne hâkim konumda Fatih Köşkü bulunmaktadır.

Topkapı Sarayı Haremi

Topkapı Sarayı Müze Kart ile gezilebilmektedir fakat Harem için ayrı bilet uygulaması olup, Müze kartlar burada geçerli değildir. Girilmesi yasak olan yer anlamına gelen Harem’e, tarihi boyunca hekim dışında giren olmadığı, kadınları tam olarak kimsenin göremediği anlatılır. 16. yüzyılda kurularak genişleyen Harem Dairesinin pencereleri, büyülü ve görkemli bir manzarası olan Haliç’e bakar. Değişik dönemlerdeki sultanların ilgi ve çabalarıyla yaptırılan ek yapılar ve eski yapıların yenilenmeleriyle Harem, görkemli bir boyut ve işlev çeşitliliği kazanmıştır.

Topkapı Sarayı salı günleri kapalı olup diğer günler 09.00-17.00 saatleri arasında ziyarete açıktır.

Takip Et pintigezgin:

Son yazıları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir