SÜLEYMANİYE CAMİİ

Süleymaniye Camii 1551-1558 yılları arasında Kanuni Sultan Süleyman’ın isteği üzerine İstanbul Eminönü Semtinin Süleymaniye bölgesinde Mimar Sinan tarafından inşa edilmiştir. Mimar Sinan’ın 85 yaşında yaptığı bu eseri kalfalık eseri olarak bilinmektedir. Süleymaniye Camii’nin çevresinde Kütüphane, hamam, medrese ve dükkanlar bulunmaktadır. Süleymaniye Camii ile birlikte her biri Süleymaniye Külliyesinin birer parçasıdır.

Mimar Sinan, camide verilen vaazın duyulması için akustik sistemi üzerinde çalışmış, sesin bir noktadan çıkarak caminin her köşesine eşit şekilde dağılması için çaba göstermiştir. Bir rivayete göre Mimar Sinan’ın, akustiğin temini için camide nargile içmiş, durum Kanuni Sultan Süleyman’a şikâyet edilince padişah hışımla gelip bakmış ve Mimar Sinan’a bunun sebebini sorduğunda, Mimar Sinan’ın da “Sultanım, bakınız bunun içerisinde tömbeki yoktur, sadece su vardır. Bu, çektiğim zaman fokurdayan suyun sesinin kubbeye nasıl ulaştığı ve caminin her noktasına eşit vaziyette nasıl dağıldığını temin için yaptığım bir çalışmadır” diyerek çalışmasıyla ilgili bilgi vermiştir.

Süleymaniye Camii’nin diğer bir özelliğinin de Mimar Sinan’ın ilk olarak buraya is odası yapmasıdır. Yapıldığı dönemde elektrik olmadığı için cami 275 adet kandil ve bunlara ek olarak mihrabın 2 yanına yerleştirilen dev mumlar ile aydınlatılmıştır. Mimar Sinan’ın yanan mumlardan çıkan isin camiye zarar vermemesi için orta kapının üstünde bir oda tasarlamış, kandillerden çıkan isin meydana gelen akımla mihrabın aksi yönüne hareket ederek kapının üstünde dışarıya açılan 4 adet küçük pencereden is odasına çekilmiştir. Mimar Sinan’ın, hava akımının is odası yönüne doğru olmasını sağlamak için camiyi is odası merkezli yapmıştır ve bu odada biriken isle de mürekkep elde edilmiştir. Bu mürekkeple de o günün siyasi, dini, idari bütün fermanları yazılmıştır. Sebebi ise, bütün bu el yazması eserler gibi önemli belgelerde bu mürekkep kullanıldığı zaman, herhangi bir akıcı maddenin dökülmesiyle yazılar kaybolmuyor, kaybolması için illa ki o kağıdın tahrip olması gerekiyordu.

Mimar Sinan, Süleymaniye Camii’ni yaparken, avizelerde bulunan kandil çanaklarının aralarına devekuşu yumurtaları koydurtmuştur. Aradan 400 yıl geçtiği için tabi o yumurtaların çoğu yoklar. Kırılmış ya da çalınmış. Sayıları 300’den 30’a düşmüş. Geriye kalan 30 yumurta da, zaman içinde bildiğimiz yumurta renginden, karara karara kahverengiye dönüşmüştür. Kalanlara dikkatlice baktığınızda onların kocaman yumurtalar olduğu anlaşılmaktadır. Bunun sebebi yüzyıllar sonra ortaya çıkmıştır. Kurumuş devekuşu yumurtası insanın duyamadığı akrep, örümcek gibi haşeratı uzak tutan bir koku yaydığı anlaşılmıştır.

Birçok deprem ve doğal afet geçirmesine rağmen 450 yıldır ayakta kalan ve Mimar Sinan’ın deyimi ile “Kıyamete kadar yıkılmayacak” olan Süleymaniye Camii, İstanbul’da görülmesi gereken en görkemli yapılardan birisidir.

Takip Et pintigezgin:

Son yazıları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir